Hakkımda

Hayatın mutluluk tarifi…

Kendimi bildim bileli evime düşkün biri oldum. Ve kendimi bildim bileli evimdeki mutluluğun, hayatımı mutlu yapacağına inandım.

Gerçekten de öyle değil midir? Kötü bir iş gününün sonunda, size en sıcak kucağı eviniz açar. En lüks otelde bile evinizin koltuğundaki gibi rahat etmezsiniz. Hastayken bir tas çorbanızla, koltuğunuzda, battaniyenizin altında ısınmak gibisi yoktur. Arkadaşlarınızla en güzel dedikodular, evinizin mutfağında, kahvenizi yudumlarken yapılır.

Ev, mutluluk için her şeydir bence. Onun pahalı bir semtte, bilmem ne markalı eşyalarla döşenmiş olmasının ise gerçekten önemi yoktur. Çünkü orası size aittir, sizden parçalar taşır, içinde en sevdiğiniz şeyler vardır ve buram buram siz kokar. Ve evin en özel ve anlamlı yeri mutfağıdır.

Benim, evimin ve mutfağımın hayatımın mutluluk merkezi olduğunu anlamam kolay olmadı.

Evlendiğimiz zaman yemek yapmak benim için bir kabustu. O yüzden sürekli dışarıda yemek yiyorduk. Ya da ben evde hazır işi diye tabir edilen yemeklerden yapıyordum. Birkaç yıl böyle devam etti… Ama bir tatsızlık vardı. Yani yemeksiz bir evin tadı yeterince yoktu.

Bir de biraz temizliğe düşkün biri olarak, mutfakta yemek yaptığımda ortalığın dağılması ve kirlenmesine dayanamıyordum. Mutfağım bir müze gibiydi. Baktıkça hoşuma gidiyordu, her şey yerli yerindeydi ama orası mutfaktı ve mutfağın yaşaması gerekiyordu.

Baktım böyle olmayacak, birkaç yemek denemesine giriştim. Eşim işten yorgun argın geldiğinde onunla dışarıda yemek yerine evde hazırladığım yemeklerle daha mutlu olduğunu farkettim. Cumartesi ve pazar sabahları hazırladığım kahvaltılarda bir arada olduğumuzda, mutluluğumuz kat be kat artıyordu. Anladım ki, yemeklerde bir keramet var…

Ben de yaptıkça mutlu oluyordum. Yaptıkça daha çok yapasım geliyordu. Her yemek benim için ayrı bir mutluluk kaynağı olmuştu. Sonra yeni tarifler, yeni tatları birleştirmeler derken, bugünlere geldim… Onu da ayrı bir yazımda paylaşırım.

Anlamıştım. Mutlu bir evin sırrı, mutlu bir mutfaktan geçiyordu. Mutlu mutfak da müze gibi duran mutfak değil, içinde hep bir hareketin olduğu mutfaktı… Mutfağında sıcacık dumanlar tüttüğü, tencerelerin dolup boşaldığı, fırının ışık düğmesinin hep yandığı…
Tabak, çanak, çatal bıçak şıkırtılarının olduğu…

İşte benim en büyük mutluluk kaynağım… Artık ortalığın dağılmasının önemi de yok… Sonra toplanıyor nasılsa… Sıktığım limon duvarlara fışkırabilir, yerlere kurabiye kırıntıları dökülebilir. Yemek yapmak konusunda tam bir acemi olan eşim salata yaparken rendelediği domatesin sularına tezgaha, masaya taşırabilir. Komşum kahveyi masaya dökebilir. Mutlu bir mutfak için bunlar ne kadar önemli ve heyecan verici… Yeter ki tencereden ya da fırın kabından çıkanlar lezzetli olsun ve herkesin yüzünü güldürsun.

Ve biliyorum ki eğer bir evin mutfağında mutluluk varsa, o enerji evin her yerine yansıyor. Sevdiğiniz dostlarınız yemeklerinizin lezzetiyle büyüleniyor. Kıskanç arkadaşlarınızın maharetinizde gözleri kalıyor.

İşte bunlar benim mutlu ev sırlarım… Bunlar olmadan bir ev olmaz. Ev yaşamalıdır, hareket etmelidir.

Eğer mutfağımdaki mutluluğu bu sitede yazdığım ve yapmaya çalıştığım tariflere geçirebildiysem ne mutlu bana… Sizin de evinizde küçücük bir mutluluk yaratmaya yardımcı olabilirsem daha çok mutluluk bana…

Suzan Hamarat