Mısır unlu, isli peynir.

 

Pazar sabahlarını, üniversitede okurken çok severdim. Bütün bir haftanın yorgunluğunun atıldığı, genellikle daha sakin, ağır çekim bir gün olması planlanırdı. En azından sabahları bu şekilde başlardı. Bizim gibi azgın bir arkadaş gurbunuz olduysa bunun koca bir yalan olduğunu bilirsiniz. Kahvaltıya en kadim dostlar çağrılır, İzmir Karşıyaka çarşısından 06′nın unlu mamülleri alınır, caminin yanındaki fırından sıcak ekmekler havalandıra havalandıra taşınır, o telaş içinde kişi başı hesabıyla günlük gazeteler ve haftalık dergiler torbalara tıkıştırılıp eve dönülürdü. Bu arada çay suyu çoktan kaynamış olurdu. (Yine de evden çıkarken ocağı açık bırakıp dışarı çıkmayın; çok akıl karı bir iş değil) Eldeki malzemelerle mütevazı bir kahvaltı hazırlanır, zeytin İzmir’in çıldırtıcı zeytinyağına bulanıp, dereotuyla çeşnilendirilir; domates kesilir, taze nane yapraklarıyla neşelendirilirdi. O günlerde mütevazı olmayan tek şey kahvaltı üzerine yaptığımız Türk kahvesi ve yaktığımız sigarayla başlayan koyu pazar sohbetlerimizdi.

Şimdi bakıyorum da kahvaltılarım artık son derece iddialı, Türk kahvem her daim başrolde, sigara ise yıllar önce terk ettiğim bir alışkanlık; şimdi kahvemin yanına sigara istediğimde eskiden içtiklerime sayıyorum.

Bu pazar da eski kahvaltıları hatırlatacak bir kahvaltı yapmaya karar verdim. En yakındaki birkaç arkadaşımı aradım. Yarım saat içinde biri yine kişi başı hesaplayıp gazeteleri almıştı. Diğeri 15 dakikalık gecikmeyle unlu mamülleri, elinde kapıdaydı. Çay ise evin her yerini sıcaklığıyla ve tarifi çok zor tanıdık kokusuyla sarmıştı. Tıpkı karlı bir havada son vapura yine son anda yetişip koşarak eve gelmiş eski sevgilinin soluğu ve ıslak kazağı gibi tanıdık ve aşina…
MALZEMELERİ ve YAPILIŞI
——————————————
Ne çok gevezelik ettim yine. Eninde sonunda anlatacağım, kızarmış isli peynir. İsli peynir, son günlerde marketlerde ve şarküterilerde çok sık karşıma çıkar oldu. Her ne kadar gerçekten isli olmasa da nefsi körlettiği kesin. Bu kez peyniri dilimlemek yerine bir yumurta çırpıp yumurtaya buladım ve mısır ununa bulayıp biraz zeytinyağıyla kızarttım. Genellikle galeta unu kullanılır ama evde olmadığını geç farkettim. Bu gibi durumlarda mısır unu çok iyi bir alternatif oluyor. Sonuç harika oldu. Sonrasında okuldaki günlerimizde yaptığımız gibi Türk kahvemiz ve içmeyi çoktan bıraktığımız sigaralarımızı anarak bu sefer gerçekten ağır çekim bir pazar gününün aksak saatlerine kendimizi bıraktık.
SERVİS ÖNERİSİ
———————————–
Yanına petek balı ve tereyağı gayet şık bir dostluk sergiliyor.
Samsun tereyağı için dostum Feyhuş’a…
Erzincan balı için sevgili arkadaşım Kutluğ’a çok teşekkürler.
Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Twitter

Tags: , , ,

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Bir cevap yazın